Serdar Salepcioğlu Hakkında

Fotoğrafım
İstanbul, Turkey
Ege Üniversitesi Kimya Mühendisliği’nden mezun oldu. Aynı üniversitede yüksek lisans yapan Salepcioğlu, 2000 yılında Superonline bünyesine katıldı. 2004’e kadar çalıştığı bu kurumda, Müşteri Temsilcisi, Kurumsal Müşteriler Sorumlusu, Kurumsal Satış Müdürü gibi görevlerde bulundu. Kuruluş sürecinde Tellcom’da Strateji ve İş Geliştirme Müdürü olarak çalıştı. 2 şirketin birleşip Turkcell Superonline adını alması öncesinde Superonline’a geçerek Kurumsal Satış Direktörü olarak hizmet verdi. Salepcioğlu, Meteksan Sistem İstanbul bölgesinde Satış Direktörü olarak görev yaptı. 2008 yılı sonunda kuruluş aşamasında katıldığı Altus Bilişim’de Satış Direktörü olarak görev alan Salepcioğlu, Ekim 2009- Ekim 2011 döneminde Deutsche Telekom’un Türkiye’de ki şirketi T-Systems’de Satış’tan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevinde bulundu. Salepcioğlu, Ekim 2011 itibariyle Altus Bilişim’de Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev almıştır. Evli ve bir çocuk babası olan Serdar Salepcioğlu’nun Crea Yayınları' nca basılan “Dikkat Satıcı Giremez” adlı kitabı Ekim 2010'da kitapevi raflarındaki yerini almış; 2011 yılı içerisinde kitap 3. baskısını yapmıştır.

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Ya Takım Olarak Kazanacağız Ya Da...

1999 yılı yapımı, yönetmenliğini Oliver Stone'un yaptığı, başrolünü Al Pacino'nun oynadığı "Any Given Sunday" (Türkçe'ye Kazanma Hırsı şeklinde çevrilmişti) verdiği mesaj itibariyle beğendiğim kafamda yer etmiş filmlerden biri...

Miami Sharks Amerikan futbol takımının koçu Tony D'Amato (Al Pacino), geçmişte şampiyonluklar yaşamasına karşın berbat ettiği özel hayatı ve takımının üst üste aldığı başarısız sonuçlar nedeniyle mutsuzdur ve eleştirilmektedir. 

Tam bu dönemde takımın emektar kaptanı Jack "Cap" Rooney (Dennis Quaid) sakatlanır ve Koç bu nedenle genç Willie Beamen' a (Jamie Foxx) şans vermek zorunda kalır. 

Beamen, kimsenin kendinden beklemediği seviyede yüksek performans gösterir. Ancak genç oyuncunun gösterdiği performans takım kimliğinin  önüne geçtiği için takımın başarısına etki etmez.

Tam o dönemde Koç, filmin en çarpıcı sahnelerinden biri olan soyunma odasındaki devre arası motivasyon konuşmasını yapar;

http://www.youtube.com/watch?v=WO4tIrjBDkk 

Konuşmanın bütünü etkileyici olsa da genç yıldız Beamen'ı ve beni en çok etkileyen kısmı şu;

"That's a team, gentlemen and either we heal now, as a team, or we will die as individuals."

Tercüme edersem;

"Beyler, bu bir takım... Bugün ya bir takım olarak düzeleceğiz (kazanacağız) ya da bireyler olarak öleceğiz."

Beamen, bu konuşmanın ardından takım oyuncusu olarak davranmaya başlar ve takım kazanır. 

Bu konuşmadaki mesaj iş dünyası için de bir o kadar muteber ve değerli... 

Çalışanın bireysel başarısı elbette değerlidir ancak bu performans takım çalışmasının harmonisi için de değilse arzu edilen sonucu getirmez. 

Gruptan bağımsız bireysel başarının ışığı, fitili kısa bir mumdan yayılan ışık gibidir; uzun sürmez...

Sizlerle paylaşmak istediğim bir iddiam var;
  • kendini etrafındaki herhangi birinden üstün gören
  • en çok katkıyı kendisinin yaptığına, kendi olmazsa yapılmış olanların yapılamayacağına kendini inandırmış 
  • "biz" yerine sıkça "ben" diyen
  • kapalı kapılar ardında çalışma arkadaşlarına karşı negatif lobi yapan 

bir çalışan belirleyin. 

Bu çalışan, bireysel becerileri ne kadar gelişmiş olursa olsun kendisi için hedeflediği noktaya gelemeden iş dünyasından ayrılacaktır. 

İş dünyasının aradığı bireysel performans, takım çalışması içinde gösterilen performanstır. 

Bu nedenle ortalama kapasitedeki  bir takım oyuncusu üstün yetenekli ancak bütüne dahil olamayan profile tercih edilir. 

0 yorum: