Dikkat Satıcı Giremez'deki "İşler İyi Giderken Herkes İyidir*" başlık yazımda satıcı açısından işlerin iyi gitmediği koşullarda pozitif yaklaşımının faydasını işlemiştim.
Bir başka önemli nokta da şirket içinde işler kötü giderken takındığımız tavır...
Aynı ekipten ya da ekip dışından bir iş arkadaşınız veya iş ortaklarınızdan biri -art niyetli olmadan- yaptığı bir hatayla zorlukla toplayabildiğiniz bir çuval inciri berbat ederse ne yaparsınız?
Veya daha yapıcı bir yaklaşımla sorayım; böyle bir durumda sergilenebilecek doğru tavır nedir?
Futbol, basketbol, voleybol gibi takım oyunlarını izliyorsanız, birazdan okuyacağınız satırlarda kastetmek istediğimi rahatlıkla anlayacaksınız.Bir futbolcu, kendi kalesine gol attığı zaman hayal kırıklığı ve üzüntü doğal olarak takım arkadaşlarının beden diline yansır. Ancak bu futbolcuya bağırıldığını, ceza olarak oyundan alındığını kolay kolay göremezsiniz.
Bu tip durumlarda genel ve doğru tavır;
aşırı ve negatif tepki göstermemek ve hatta yapılabiliyorsa daha ilk anda, bu ilk anda olamıyorsa daha sonra istemeden -doğru bir şey yapmaya çalışırken- yapılan hata için kişiyi teselli etmektir**. Varsa bariz bir duruş ve/veya değerlendirme hatasının tekrarını engellemek için yapılması gerekenlerin yeri ve zamanı maç esnası değildir.
Teknik direktör (yönetici) bu hatanın tekrarını engellemek için oyuncuyla (çalışanla) olayın ilk andaki yoğun etkisi geçtikten sonra konuşmalı ve gereken uyarıları yapmalıdır.
Maç devam ederken yapılması gereken;
hatanın telafisi için kolektif çaba sarf etmektir.
Bu örneği iş dünyasına daha açık uyarlarsak;
Hata anında suçlu(ları) aramak ve on(lar)dan hırsınızı çıkarmaya çalışmak (özellikle bir yönetici olarak) yapabileceğiniz en yanlış davranışlardan biridir.
Hatayı telafi etmeye çalışmak, şayet bu mümkün olmuyorsa doğan zararı/ kaybı azaltmaya gayret etmek sergilenebilecek doğru tavırdır.
Bu tarzda (uyarma/ düzeltme) bir konuşmayı çalışanı kazanarak yapabilmek de bir başka yönetim becerisidir.
Bu tarzda bir konuşma için önemli kriterleri aşağıda özetlemeye çalıştım;
Zamanlama:
Değerlendirme, olayın üzerinden uzun zaman geçmeden ancak olayın iç dünyanızda yarattığı isyan hissinin, negatif enerjinizin azaldığını hissedip, yapılan hatayla dünyanın sonunun gelmediğini daha iyi anladıktan (kısaca duygularınız yatıştıktan) sonra yapılmalıdır.
Tarz:
Çalışanın genel durumu ve katkısına yönelik olumlu, ekibin değerli bir üyesi olduğuna dair somut örneklerle giriş yapılmalıdır. Bu sayede hatayı yapan çalışanın savunmaya geçmesine sebep olabilecek psikolojik ortam baştan engellenebilir.
Tarzın, sert, iğneleyici, suçlayıcı, hesap soran ve genelleme yapar şekilde olmaması gerekir. Yapıcı, samimi ve -her zaman olması gerektiği üzere- kibar olunmalıdır.
Diğer kişilerle karşılaştırma yapmak da çalışanın savunmaya geçmesine sebebiyet verebilir.
Çalışanın da kendisini ifade etmesine izin verilmeli, -yine her zaman olması gerektiği üzere- çalışan sabırla dinlenmelidir.
Bununla birlikte hata ve olması beklenen net şekilde ifade edilmeli, çalışanın bunu isterse/ dikkat ederse kolaylıkla yapabileceğine dair inanç/ güven de vurgulanmalıdır.
Hata yapan çalışana bu şekilde yapıcı bir tavır sergileyemediğiniz takdirde mutsuz, aidiyet hissinden yoksun, hata yapmaktan çekindiği için inisiyatif alamayan, inisiyatif alamadığı için de katma değeri sınırlı bir ekiple çalışmak durumunda kalır ve sonuçta başarısız olursunuz.
Elbette yukarıda belirttiğim tüm öneriler iyi niyetli çalışan hataları için geçerli.
Maalesef, zaman zaman kötü niyetli çalışan ve iş ortaklarının bilinçli zarar verme girişimlerine de muhatap olabilirsiniz.
Bu durumlarda ki tavrım bir yönetici olarak biraz keskin köşeli olduğu için yaklaşımımı öneri değil de "ben olsam ne yaparım" şeklinde dile getireceğim;
Kötü niyete dair somut kanıt dahi aramadan edindiğim izlenime/ hissiyata istinaden bahse konu çalışan veya iş ortağıyla yolları olabildiğince hızla ayırırım.
*: İşler İyi Giderken Herkes İyidir, sayfa 135, Dikkat Satıcı Giremez, Crea Yayıncılık

**: 2008 yılında Fenerbahçe' nin Şampiyonlar Liginde Sevilla' yı İspanya'da penaltılarla aşıp çeyrek finale çıktığı maçı anımsıyor musunuz? Maçın başında kaleci Volkan Demirel 2 hatalı gol yemişti ancak maçın sonunda 3 penaltı kurtararak maçın kahramanı olmuştu. Arkadaşları ve teknik direktör Zico, Volkan'ı bu hataları nedeniyle yıpratmış olsaydı aynı başarıyı gösterebilir miydi?

0 yorum:
Yorum Gönder