“Dikkat Satıcı Giremez” i okuyanlar ve blogumu takip edenler bilir; elindeki ürünü satmanın ötesinde gayret göstermeyen satıcı profilinden hazzetmem.
Rekabeti yaşayan, müşterinin nabzını tutan satıcının (fiyatı düşürmek dışında) yeni fikirler/kurgular üretmesini fonksiyonunun bir parçası olarak değerlendiririm.
Bununla birlikte şunu da itiraf etmek gerekir ki; bu süreç çalışan için –çalıştığı şirketin kültürüne bağlı olarak- oldukça sancılı da olabilir.
Öncelikle kurumsal diplomasi içinde, ikna edilmesi gereken üst yöneticiler ve her organizasyondan bulunan fikir/fırsat katilleri* ikna edilmeli ve farklı birimlerin yeniliği sahiplenmesi sağlanılmalıdır.
Bu bile, ego savaşlarının verildiği şirketlerde başlı başına başarıdır ancak esas zorluk bundan sonra başlar.
Çünkü, yeni fikirler ve kurgular kağıt üstünde ne kadar uzun süre düşünülse de (ve hatta daha önce başka şirketlerde/pazarlarda uygulanmış olsa da) pratiğe geçerken revizyonlar gerekebilir. Çoğunlukla neyin nasıl olması gerektiğini nelerin olmadığını gördükten sonra anlayabiliriz.
Hedefe ulaşmayan her hamle ve buna bağlı yapılacak her değişiklik gereksinimi (bu sürece "kurumsal öğrenme süreci" adını veriyorum) fikrin hayata geçmesi için çaba sarfeden kişi üzerinde baskı yaratır.
“Başarının anası babası çoktur ama başarısızlık yetimdir”…
Yapılan girişimin ardından revizyona gitmeyi başarısızlık olarak değerlendirmiyorum ama sanırım ne demek istediğimi anlıyorsunuz.
Her değişiklikte “ben demiştimciler” açık açık olmasa da konuşmaya başlar. Ortamın değişen elektriğini rahatlıkla hissedebilirsiniz.
"Olumlu düşünün yeter, her şeyi elde edersiniz" diyenler tersini iddia etse de; elde etmeye değer ve
size başkası tarafından sağlanmamış (zengin aile, miras, piyango v.b.) tüm somut/ maddi kazanımlar ancak bu tip sinir uçlarını törpüleyen baskılar başarıyla göğüslendiği takdirde elde edilebilir.
Sonuca ulaşmak için bu sürecin her aşamasında; “ben demiştimciler” de dahil herkesi hedef ve yapılması gerekenlere katkı sağlamaya, başarının bir parçası olmaya motive etmeye çalışmaktan başka yol olmadığının da ayırdında olmalısınız.
Ne kadar haklı (akıllı, becerikli, yetenekli) olsanız da etrafınızdaki insanların desteği olmadan kurumsal hayat içerisinde başarılı olamazsınız.
"Ben herkese yeterim", "bunların hepsi aptal/ vizyonsuz" gibi düşüncelerin dile getirilmese de hareketlerinize yansıması dahi başarısızlığınızı garantiler.
Düşene gülmek sağlıksız ancak kolaylıkla engellenemeyen bir reflekstir.
Yeni bir fikrin peşine düşmüş insanların başarısızlığına sevinilmesi de aynı şekilde sağlıksız ve ama kolay engellenemeyecek bir reflekstir.
Yola bu gerçeği (başarısızlığınıza sevinenler olacağını) kabullenerek çıkmak, tüm olumsuzluklara karşı kurumsal diplomasi içinde doğru tavrı sergilemeye devam etmek, karşınıza çıkan aksiliklerde vazgeçmek yerine gereken düzeltmeyi yaparak yeniden başlama enerjisini muhafaza etmek yeni bir fikrin hayata geçme sürecinin gerek şartlarıdır.
Bu yazıyı da yeniden başlama enerjisine birkaç örnekle bitirelim;
Walter Elias Disney, şu an yıllık 30 milyar dolar geliri olan "Walt Disney Projesi" ni hayata geçirebilmek için krediyi 300'den fazla başvurunun ardından alabilmiş. Siz kaçıncı denemenizde bırakırdınız?
Edison, ampulu 1.000'den fazla denemenin ardından icat edebilmiş. Siz kaç defa denersiniz?
Bülent Ecevit, 64 yaşında DSP'nin başına geçmiş, örgütü kurmuş ve 74 yaşında başbakan olmuş. Etrafınızda otuzlu yaşlarındayken bile "yeniden başlamak için çok geç" diyen kaç kişi var?
*: Fırsat Katilleri, sayfa 47, Dikkat Satıcı Giremez, Crea Yayıncılık
"Olumlu düşünün yeter, her şeyi elde edersiniz" diyenler tersini iddia etse de; elde etmeye değer ve
size başkası tarafından sağlanmamış (zengin aile, miras, piyango v.b.) tüm somut/ maddi kazanımlar ancak bu tip sinir uçlarını törpüleyen baskılar başarıyla göğüslendiği takdirde elde edilebilir.
Sonuca ulaşmak için bu sürecin her aşamasında; “ben demiştimciler” de dahil herkesi hedef ve yapılması gerekenlere katkı sağlamaya, başarının bir parçası olmaya motive etmeye çalışmaktan başka yol olmadığının da ayırdında olmalısınız.
Ne kadar haklı (akıllı, becerikli, yetenekli) olsanız da etrafınızdaki insanların desteği olmadan kurumsal hayat içerisinde başarılı olamazsınız.
"Ben herkese yeterim", "bunların hepsi aptal/ vizyonsuz" gibi düşüncelerin dile getirilmese de hareketlerinize yansıması dahi başarısızlığınızı garantiler.
Düşene gülmek sağlıksız ancak kolaylıkla engellenemeyen bir reflekstir.
Yeni bir fikrin peşine düşmüş insanların başarısızlığına sevinilmesi de aynı şekilde sağlıksız ve ama kolay engellenemeyecek bir reflekstir.
Yola bu gerçeği (başarısızlığınıza sevinenler olacağını) kabullenerek çıkmak, tüm olumsuzluklara karşı kurumsal diplomasi içinde doğru tavrı sergilemeye devam etmek, karşınıza çıkan aksiliklerde vazgeçmek yerine gereken düzeltmeyi yaparak yeniden başlama enerjisini muhafaza etmek yeni bir fikrin hayata geçme sürecinin gerek şartlarıdır.
Bu yazıyı da yeniden başlama enerjisine birkaç örnekle bitirelim;
![]() |
| Walter Elias Disney |
![]() |
| Thomas Alva Edison |
Edison, ampulu 1.000'den fazla denemenin ardından icat edebilmiş. Siz kaç defa denersiniz?
Bülent Ecevit, 64 yaşında DSP'nin başına geçmiş, örgütü kurmuş ve 74 yaşında başbakan olmuş. Etrafınızda otuzlu yaşlarındayken bile "yeniden başlamak için çok geç" diyen kaç kişi var?
*: Fırsat Katilleri, sayfa 47, Dikkat Satıcı Giremez, Crea Yayıncılık



0 yorum:
Yorum Gönder