Serdar Salepcioğlu Hakkında

Fotoğrafım
İstanbul, Turkey
Ege Üniversitesi Kimya Mühendisliği’nden mezun oldu. Aynı üniversitede yüksek lisans yapan Salepcioğlu, 2000 yılında Superonline bünyesine katıldı. 2004’e kadar çalıştığı bu kurumda, Müşteri Temsilcisi, Kurumsal Müşteriler Sorumlusu, Kurumsal Satış Müdürü gibi görevlerde bulundu. Kuruluş sürecinde Tellcom’da Strateji ve İş Geliştirme Müdürü olarak çalıştı. 2 şirketin birleşip Turkcell Superonline adını alması öncesinde Superonline’a geçerek Kurumsal Satış Direktörü olarak hizmet verdi. Salepcioğlu, Meteksan Sistem İstanbul bölgesinde Satış Direktörü olarak görev yaptı. 2008 yılı sonunda kuruluş aşamasında katıldığı Altus Bilişim’de Satış Direktörü olarak görev alan Salepcioğlu, Ekim 2009- Ekim 2011 döneminde Deutsche Telekom’un Türkiye’de ki şirketi T-Systems’de Satış’tan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevinde bulundu. Salepcioğlu, Ekim 2011 itibariyle Altus Bilişim’de Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev almıştır. Evli ve bir çocuk babası olan Serdar Salepcioğlu’nun Crea Yayınları' nca basılan “Dikkat Satıcı Giremez” adlı kitabı Ekim 2010'da kitapevi raflarındaki yerini almış; 2011 yılı içerisinde kitap 3. baskısını yapmıştır.

22 Ekim 2011 Cumartesi

Nasıl "Yapan Adam" Olunur?

Gözünüzde canlandırmanız ricasıyla size 2 profil tarif edeceğim:

Profil 1: Yapamayan Adam

Birikmiş önemli işleri içini kemirdiği için mutsuz, depresif bir görünümü vardır.

Yapması gerekenleri neden yapamadığını öyle bir inançla anlatır ki (tersi karakterde biri değilseniz) kendisine hak verip üzülmeye bile başlayabilirsiniz.

Yapamayan adam genelde nelerden şikayet eder;
  • çok işi vardır
  • yükü ağırdır; çevresinde yeterince (kendisi gibi!) yetkin kişiler olmadığı için önemli her şeyi kendi başına yapmaktadır
  • huyu kurusun yaptığı her şey mükemmel olmalıdır
  • yöneticisi, ekip arkadaşları kendisini anlamadıkları (belki bazen çekemedikleri)  için kendisini yalnız hissederler. 
Bu profille karşılaştığımda şu 2 soru boğazımda düğümlenir;

Arkadaşım yapan nasıl yapıyor peki?  
Bugüne kadar kimsenin beceremediği bir şeyi yaptığını mı sanıyorsun?  

Profil 2: Yapan Adam

Sorumluluklarının altında ezilmediği ve yapması gerekenleri yapabildiği için kendine güveni tamdır, morali yüksektir; etrafına olumlu enerji saçar. 

Her (önemli) işi ben yapıyorum modundan çok uzak olduğu için etrafıyla iyi ilişkileri vardır dolayısıyla tam bir takım oyuncusudur. 

İş hayatının sorumlulukları dışında faaliyetlerde bulunabilir ve manevi kazanımlar elde eder. 

Lütfen kendinize sorun;
  1. Etrafınızdaki çoğunluk hangi profile daha yakın?
  2. Siz hangi uca daha yakınsınız?
  3. Hangi uca yakın olmak isterdiniz? 
Yazınının  bundan sonraki kısmı "yapan adam" profiline yakın olmak isteyenler için...

Bu profile yakın olma çabasındaki biri olarak önerilerim şunlar;

Yapılmayı bekleyen işler, yapmadıkça kafanızda olduğundan daha da büyür, büyüdükçe yapmaya başlamak güçleşir.

Ayrıca sıra dışı bir işiniz yoksa iş hayatı bir öğrenci gibi tek bir konuya odaklanmanıza izin vermez. 

Bir anda başlayıp, başka hiçbir şeyle uğraşmadan işinizi tamamlamayı ummak iş dünyasının gerçekleriyle uyumlu değildir ve düşmemeniz gereken bir başka manevi tuzaktır. 

Bu tuzaktan da kendi imkanlarınızla kolay kolay kurtulamazsınız. 

Sabah kafanızda yapacaklarınızla masaya oturur kafanızdakiler dışında bir şeyler yaparken öğlen ve hatta akşam olmasına şaşırabilirsiniz. 

Jonglör
Günümüzün iş koşulları, renkli topları havada çeviren bir jonglör gibi davranmayı bir başka değişle "multi-tasking"  çalışmayı yani bir anda birden fazla işle uğraşabilme yeteneğini kazanmayı zorunlu kılıyor. 

Değişmesi mümkün olmayan çalışma şartlarında hedefe ilerlemeye devam edebilmek için yapılması gereken yapılmayı bekleyen işi olabildiğince küçük modüllere ayırmayı becerebilmektir.

Neredeyse hiçbir iş yekpare bir bütün değildir; birbiriyle ilintili bir çok parçanın bileşkesidir. 

Yazarak çalışmak bu bölme sürecinin olmazsa olmazıdır. 

İşin tamamının bitmesi için adım adım yapılması gerekenleri yazın.

Ardından her bir adımı kendi içinde sınıflandırmaya gayret edin. 

Bunu gerçekleştirebildiğiniz takdirde bulduğunuz ilk uygun fırsatta küçük de olsa bir adım atabilirsiniz. 

Bunu yapabilmek hem işe başlamayı kolaylaştırır hem de küçük adımlarla bile olsa ilerliyor olmanın olumlu psikolojisini yaşatır. 

Bu olumlu psikoloji çalışma motivasyon ve enerjinizi arttırır.

İlerledikçe de moraliniz düzelir, enerjiniz ve kendinize inancınız artar, dış (bozucu) etkilerin size verdiği zarar azalır.

Özetle;

Öneri 1: 

Kesintisiz bir tempoyla çalışıp bir işe başlayıp bitirmek ardından da yeni bir işe başlamak günümüz iş yaşamında ütopyaya yakın bir beklentidir. 

İşinizi küçük modüllere bölüp, her uygun fırsatta bir küçük adım atarak ilerleyebilmek, sürdürülebilir yegane çalışma modelidir. 

Öneri 2: 

Beylik bir laf haline geldiğini biliyorum ancak lütfen; "mükemmel iyinin düşmanıdır" söylemini içselleştirin.

Mükemmel iş yapma saplantısı sizi bir işe başlamaktan kesinlikle alıkoyacak bir başka çok ama çok tehlikeli tuzaktır. 

Bir işe "mükemmel olmalı" düşüncesiyle değil de imkanlar ölçüsünde olabilecek en iyi ve en hızlı bitirmek hedefiyle başlamadığınız takdirde potansiyeli yüksek olsa bile performansı vasat bir çalışan olma riskiyle karşı karşıyasınız. 

Hayata geçirilmeyen potansiyel, ancak yerin altında ve nerede olduğu bilinmeyen değerli bir maden kadar ekonomik değer taşır (bu benzetmeyi ekonomik değeri "0" dır şekilde sert bir ifade kullanmamak için yazmıştım aslında)

Washington Irving
1783 – 1859
19. yüzyılın önde gelen ABD'li yazar ve tarihçilerinden Washington Irving' in aşağıdaki sözü iş hayatında maalesef çok sık aklıma gelir;

"Havlayan bir köpek, uyuyan bir aslandan daha çok işe yarar". 

Siz "mükemmeli" ararken başka birileri size göre "vasat" bir modelle atı alıp Üsküdar'ı geçmiş olabilir.

İlk etapta ihtiyacı karşılayan ve geliştirilebilir her iş "iyi" iştir. 

İşinizi olabildiğince hızlı bitirin daha sonra şartların gerektirdiği, izin verdiği ölçüde geliştirmeye devam edin. 

Öneri 3: 

Kimse anlamıyor, kimse bunu yapabilecek yetkinlikte değil şeklinde yaklaşımlar bir oranda gerçeklik payı içerse de büyük oranda sizin egonuzdan kaynaklanan saplantılardır. 

Kimse sizi anlamıyorsa; yeterince iyi anlatamıyor veya yanlış olabilecek bir konuda ısrar ediyor da olabileceğinize de lütfen ihtimal verin ve kendinizi de bu açılardan mütemadiyen sorgulayın. 

Kendinizden ve fikrinizden eminseniz; kimseyi dışlamadan, herkesi bir şekilde işin parçası yaparak yola devam edin. 

Yapmaya başlayın, süreç hakkında çevrenizi bilgilendirin, işin başarılı olacağından emin olduğunuz kısım ve süreçlere arkadaşlarınızı da dahil edin ve bu şekilde başarının doğal bir parçası olduklarını hissettirin. 

"Ben"," ben yaptım" gibi ifadeleri yalnızca başarısız olan denemelerde kullanın. 

Başarılı oluyorsanız, "biz", biz yaptık" demelisiniz. 

Çevrenizin desteğini almadan iş hayatında muteber  bir başarı elde edemezseniz (muteber başarı kriterim ise başarının / performansın sürdürülebilir olmasıdır).

Çevrenizdekilerin yetkinliğini iç dünyanızda sorgulamaya devam etmek size hiçbir şey kazandırmaz. 

Bu enerjiyi kişilerin yetkinlikleri ölçüsünde size katkı sağlamalarına imkan vermek için harcayın.

Herkesin size katabileceği bir şey mutlaka vardır. 

İnsanların içindeki cevheri değerlendirebilmek için yapılması gerekenler yukarıda dile getirdiğim şekilde sürecin içinde ısrarla tutmak ve takdir etmektir.

Birinin küçük de olsa katkısını herkesin içinde takdir edin. Sonrasında performans farkını mutlaka fark edeceksiniz. 

Birini takdir ve teşvik etmek için o kişinin yöneticisi olmanız gerekmez. 

Her seviyedeki iş arkadaşınızı (yöneticinizi bile) takdir edebilirsiniz. 

Çok çok ufak bir şey için bile olsa yapılanın farkına varıldığı ve bu doğrultuda takdir hissi her seviyede işe yarar. 

Bu 3 öneriyi uygulamayı deneyin, işe yaramazsa sizinle bu özel durumunuzu tartışmaya, değerlendirmeye hazırım. 

Bana yazabileceğiniz e-posta adresim;

0 yorum: